<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><?xml-stylesheet type='text/xsl' href='http://0ksijen.spaces.live.com/mmm2008-07-24_12.50/rsspretty.aspx?rssquery=en-US;http%3a%2f%2f0ksijen.spaces.live.com%2fcategory%2fFelsefe%2ffeed.rss' version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:msn="http://schemas.microsoft.com/msn/spaces/2005/rss" xmlns:live="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/" xmlns:cf="http://www.microsoft.com/schemas/rss/core/2005" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"><channel><title>Oxygen: Felsefe</title><description /><link>http://0ksijen.spaces.live.com/?_c11_BlogPart_BlogPart=blogview&amp;_c=BlogPart&amp;partqs=catFelsefe</link><language>en-US</language><pubDate>Sun, 13 Jul 2008 20:29:06 GMT</pubDate><lastBuildDate>Sun, 13 Jul 2008 20:29:06 GMT</lastBuildDate><generator>Microsoft Spaces v1.1</generator><docs>http://www.rssboard.org/rss-specification</docs><ttl>60</ttl><cf:parentRSS>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/feed.rss</cf:parentRSS><live:type>blogcategory</live:type><live:identity><live:id>-7702375186669746326</live:id><live:alias>0ksijen</live:alias></live:identity><cf:listinfo><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="typelabel" label="Type" /><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="tag" label="Tag" /><cf:group element="category" label="Category" /><cf:sort element="pubDate" label="Date" data-type="date" default="true" /><cf:sort element="title" label="Title" data-type="string" /><cf:sort ns="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" element="comments" label="Comments" data-type="number" /></cf:listinfo><item><title>En İyi Yönetim Şekli</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1145.entry</link><description>&lt;p&gt;İnsan etkeni içeren tüm olgular yozlaşmaya mahkumdur. &lt;p&gt;Ülkenin başındaki insanları hep yolsuzluk ile suçlarız, hizmet etmek yerine ailelerini,dostlarını, yakın çevresini kayırdıkları için sitem ederiz. Ülke yönetimi gibi büyük ölçekli bir olguda bunun kötü bir davranış olduğu rahat görülür. Ama kendi günlük yaşantımızda aslında biz de o kötülediğimiz davranışları yapıyoruz. Bir tanıdığımız ufakcık da olsa bir yetkiye kavuştuğunda ondan özel muamele bekliyoruz. Ve ola ki özel ilgi göstermez ise toplum olarak onu kendini beğenmişlik ile suçlayıp dışlamaya çalışıyoruz. Düşünün arkadaşınız garson oldu, önce benim yemeğimi getirsin. Kantinde mi çalışıyor, o halde ne sıraya gireceğim. Minibüs şöförü mü, burası durak değil ama kankam o durur benim için. &lt;em&gt;Ve benzeri, vb, vb...&lt;/em&gt; &lt;p&gt;Bunlar kişinin makama gelmesine ön ayak olan insanlar da değil üstelik, bir de onlar var. Biz seni buraya adam yaptık, sıra sende diye gelenler. Karşı mı çıktın, hemen ayağını kaydırırlar. &lt;p&gt;Demokrosi neden en gözde yönetim şekli gibi gözüküyor? Amerika her yere yaymaya çalıştığı için mi, halkın kendi kendisini yönetmeye izin verdiği için mi? &lt;p&gt;Demokrosi de istisna değil. Ama onun avantajı sistem içinde birçok kontrol noktası olması, bir çok olgunun birbirine bağlı olması. Böylece bir üç-kağıt çevrilmek istendiğin de diğer yönetim şekillerine nazaran daha çok kişiyi görmeniz gerekiyor. &lt;p&gt;Aslında en iyi yönetim şekli diktatörlüktür. Ama orada da kumar söz konusudur, eğer lider iyi ise ülke refaha zıplar yok değil ise ülke mahvolur.  &lt;p&gt;Gücün tek kişide toplanması verimlilik ve istikrar sağlar, öte yandan güçün paylaşılması ise güvenlik ve farklı bakış açıları sağlar. &lt;p&gt;Aslında bu yazının amaçı aklımdaki utopik, ideal yönetim şeklini anlatmak. &lt;p&gt;İlk adım ülkenin dört bir yanındaki ufak yaştaki kimsesiz çocukları psikoloji ve zeka testlerine tabi tutacaksınız. En umut vaad eden bin tanesini alıp kendileri için özel yapılmış tesise götüreceksiniz. &lt;p&gt;Burada yaşayıp bir yönetici olmak için gereken tüm eğitimleri alacaklar. Bir yandan da içlerine vatan sevgisi işlenecek. Vatana hizmet etmenin dünyadaki en büyük olgu olduğu bilinci ile yetişecekler. Ayrıca hiç bir zaman mal-mülk-gelir sahibi olmalarına izin verilmeyecek, tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanacak. &lt;p&gt;Ve otuz yaşına geldiklerinde içlerindeki en iyi 400 tanesini meclise koyacaksın. Orada onlar kendi küçük demokrosilerini işletecek. Kendi aralarında ki seçimler ile ülkeyi yönetecekler. Geriye kalan 600ü ise yerel yöneticiler olarak atanacaklar. &lt;p&gt;Okulu hiç durmayacak, eğitim vermeye devam edecek. Meclisden emekli olanlar bu okulda görev yapmaya başlayacak. &lt;p&gt;Evet, ben bir yönetici sınıfı oluşturdum. Dışardan müdahale edilemeyecek kapalı bir kutu. Niye, çünkü dediğim gibi içinde insan olan olgu yozlaşmaya mahkumdur. Bu yüzden beyinleri yıkanmış artık insan olmayan kişilere ihtiyacımız var bizim. Ailesi olmayan, tek sevgilisi vatan olan, tek amacı hizmet etmek olan, maddi şeylere değer vermeyen insanlar. &lt;p&gt;Bu fikirlerimi arkadaşlarıma anlatınca şöyle itirazlar geldi: &lt;p&gt;  &lt;p&gt;&lt;em&gt;Bu sistemi oturtmak yıllar alır!&lt;/em&gt; &lt;p&gt;50 yıl bir insan hayatı için uzundur ama bir devletin ömründe nedir ki? &lt;p&gt;  &lt;p&gt;&lt;em&gt;Asla o kadar çelik gibi bir disiplin veremezsin!&lt;/em&gt; &lt;p&gt;Yeniçeriler? Asya keşisleri? İrili ufaklı diğer küçük tarikatlar? &lt;p&gt;  &lt;p&gt;&lt;em&gt;Eğitimi veren kendi ideolojisine göre verir, çocuklar dar ve zararlı bakış açısı ile yetişir!&lt;/em&gt; &lt;p&gt;Bu dediğiniz zaten kimi ufak odaklar tarafından yapılıyor. Bunu güçü ele geçirmek için yapıyorlar ve adına çeteleşme diyoruz. Benim bahsettiğim ise güç odaklarının güçten vazgeçmeleri... Bu yüzden bu bir ideal ve bu sayede ideal yönetim şekli. &lt;p&gt;  &lt;p&gt;&lt;em&gt;Seçilmiş çocuklara yazık değil mi, nerde insan hakları!&lt;/em&gt; &lt;p&gt;Dar bakıyorsunuz, kendi yetiştirilme tarzınıza göre yargılıyorsunuz. Örnek verelim: &lt;p&gt;Ahmet var, eğlenceyi bara gitmek, clublerde dağıtmak, yetmedi evde şarhoş olmak olarak nitelendiriyor. Öte de ise Mehmet var, ailesinde hiç içen olmamış. Bu ikisi karşılasıyor, Ahmet Mehmet'i ot gibi yaşamak ile suçlayıp gece hayatına sokuyor ama Mehmet orada sıkılıyor. Sonunda Ahmet Mehmet'e acıyor, Mehmet ise Ahmet'e; ah zavallı çocuk hayatı ne boş, diyor her ikisi de. &lt;p&gt;  &lt;p&gt;&lt;em&gt;Ama bu demokrosi olmaz ki, halk nerede!&lt;/em&gt; &lt;p&gt;Demokrosi Yunanistan'da ilk keşfedildiğinde meclis sadece zenginler ve soyluları içeriyordu. Halkın kendi kendini yönetmesi değildi. Ayrıca günümüzde de demokroside halk gerçekten sistemin içinde mi? Homer Simpson'un dediği gibi &lt;em&gt;düşünmek zorunda kalmayalım diye oy veririz.&lt;/em&gt; Zaten benim bu &lt;em&gt;bilgeler meclisi&lt;/em&gt; fikrim diktatörlük ile demokrosinin sentezi. &lt;p&gt;  &lt;p&gt;Utopik değil gerçekci düşünürsek bu sistemin gelmesi için ülkedeki 10 kadar zengin, güçlü ve vatansever insanın bu yola ruhları koyması gerekir. Rüşvet ile sağlanan gizlilikte çocuklar yetiştirilir, sonra popüler politik figurler eşliğinde bir parti kurulur. Bu prestijli isimler gölge yapmaya başlayınca suikasta kurban gider. Bu saldırılar ardından kurbanı oynayarak populistlik yapılır, parti güçlenir. &lt;span style="font-weight:bold;font-style:italic"&gt;:~)   :~D   ;~)&lt;/span&gt; Neyse, sinsi planımı daha fazla anlatmıyayım.... &lt;br&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+En+%c4%b0yi+Y%c3%b6netim+%c5%9eekli&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1145.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1145.entry</guid><pubDate>Fri, 21 Mar 2008 08:10:38 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!1145/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1145.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-03-21T08:13:45Z</dcterms:modified></item><item><title>Kötülük</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1129.entry</link><description>&lt;p&gt;&lt;font size=3&gt;Kötü insan yoktur. Kahakaha atıp &lt;span style="font-style:italic"&gt;yaşasın kötülük&lt;/span&gt; diyen tipler sadece filmlerde olur. Gerçek hayatta kimse kötü değildir. Herkesin kendini haklı çıkaracak bir bahanesi vardır. Hırsıza &lt;span style="font-style:italic"&gt;bu kötü, niye yapıyorsun&lt;/span&gt; dersen sana mecbur kaldığını anlatacaktır, böylesinin kolayına geldiğini değil.&lt;span style="font-style:italic"&gt; Ama bak emeklinin maaşını çaldın, ilaç alamadı&lt;/span&gt; gibi acıklı bir hikaye ile köşeye sıkıştırdığınızda ise &lt;span style="font-style:italic"&gt;bilmiyordum&lt;/span&gt; diyecektir, &lt;span style="font-style:italic"&gt;umursamadım&lt;/span&gt; değil. Bir dolandırıcıya aynılarını sorsanız aptallığın cezası olmalı ve &lt;span style="font-style:italic"&gt;ben de çok kazık yedim, hayat böyle&lt;/span&gt; gibi cevaplar verecektir. Hatta savunulacak tarafı olmayan kötüler bile &lt;span style="font-style:italic"&gt;ben masumum&lt;/span&gt; diye haykırır; &lt;span style="font-style:italic"&gt;çocuk beni tahrik etti&lt;/span&gt; hatta &lt;span style="font-style:italic"&gt;keçi bana beni ister gibi baktı&lt;/span&gt; diyebilecektir. İşin garip tarafı cezadan kurtulmak için yalan söylüyor değiller. Cidden inanarak konuşurlar. Tabi bunlar uç örnekler ama günlük hayatta karşılaşılan ufak kötülüklerde de durum farklı değil. Lakin ben bunu &lt;span style="font-style:italic"&gt;minareyi çalan kılıfını hazırlar&lt;/span&gt; olarak düşünmüyorum. Yani kişi &lt;span style="font-style:italic"&gt;ben kötülük yapacağım&lt;/span&gt; diye karar verip savunma hazırlıyor değil. Bence çeşitli sebeplerle düşünmeden kötülüğü yapıyor. Ve rahatlayınca, düşünceler aklına hucum etmeye başlayınca beyin hemen kendisine bir savunma hazırlıyor. Çünkü hiç bir insan kötü olmayı kaldıramaz, benim savunduğum bu. Kişi kötülüğü öyle ya da böyle yaptıktan sonra zihin sağlığını koruyabilmek için kendisini aslında kötü biri olmadığına inandırıyor. &lt;/font&gt;&lt;p&gt;&lt;font size=3&gt;Biz insanlar kötü olmamız için yaratılmadık. Sadece benciliz ama zaten asıl kötülük de bencillik değil midir..?                                                     &lt;span style="font-weight:bold;font-style:italic"&gt;~Özhan Sözer&lt;/span&gt;&lt;/font&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+K%c3%b6t%c3%bcl%c3%bck&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1129.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1129.entry</guid><pubDate>Mon, 28 Jan 2008 08:30:46 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!1129/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1129.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-01-28T08:33:52Z</dcterms:modified></item><item><title>Hayatın Anlamı</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1120.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Hayvanların yavruluk dönemlerini özlem ile anıp anmadığını ya da geleceğe kaygı ile bakıp bakmadığını bilemeyiz. Ama şu kesin ki dünyada sadece&lt;strong&gt;&lt;em&gt;*&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; insan geçmişiyle bütün yaşıyor. Bizi hayvanlardan ayıran en önemli özellik bence bu. Bügün doğan bir insan kendisinden önce yaşamış tüm insanların bilgi birikimi ve mirası ile yaşama başlıyor. Binlerce sene önce doğanlara da insan diyoruz ama kuşku götürmez ki yeni doğan insan öncekinden daha üstün bir canlı.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Bence yaratılışın amaçı da bu, yani hayatın anlamı &lt;em&gt;&lt;font size=2&gt;:-)&lt;/font&gt;&lt;/em&gt; İnsan ırkı tabiri caizse yaratılmadı, hala yaratılmakta. Nasıl dünya gezegeni bir el çırpması ile değil de dikkatlice planlanmış bir bilardo vuruşu gibi dizi olaylar sonuçu bir süreç içinde yaratıldı ise insan yani en azından gerçek insan yaratımı için de yapılan vuruş devam ediyor.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Kutsal metinleri düşünün, insanın ataları &lt;font size=2&gt;&lt;em&gt;(Adem&amp;amp;Havva)&lt;/em&gt; &lt;/font&gt;dünyaya neden gönderildi. Kusurlu oldukları ve olgunlaşmaları için. Ve bu ıslah süreçi, projenin mükemmelleştirilmesi süreçi hala sürüyor. Dünyadaki herşey insanı kusursuzlaştırmak için.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Ve bu süreçte üzerimize düşeni yapıyoruz. Edindiğimiz dersleri bir sonraki nesile aktarıyoruz. Onlar da kaldığımız yerden devam edebiliyorlar ve yeni gelişmeler ile kendi çocuklarına aktarıyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Yaşamda bize verilen görev, yaşamın amaçı &lt;em&gt;&lt;font size=2&gt;en basit tabir ile &lt;/font&gt;&lt;/em&gt;neslin devamını sağlamak. Ama hayvansal bir içgüdüyle &lt;em&gt;yapabildiğin kadar çok çocuk yap&lt;/em&gt; şeklinde değil! Neslin devamı... bir sonraki aşamaya geçebilmek için bilinç evriminden bahsediyorum.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Hayvanlar yuvalarını çocuk yapmak için kurarlar, çiftleşme mevsimi bitince de yuvalar dağılır. Çünkü amaç neslin niceliğini sürdürmektir.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;İnsanlar yuvalarını çocuk yetiştirmek için kurarlar &lt;em&gt;&lt;font size=2&gt;(yoksa başka bir şey miydi :-) &lt;/font&gt;&lt;/em&gt;Atalarından öğrendiklerini ve kendi çıkarımlarını ömürlerinin sonuna kadar çocuklarına yüklemek için uğraşırlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Yüzyılarca süren ve biliminsanından biliminsanına devredilen bir deney-araştırma düşleyin... Amaç ürünü kusursuzlaştırmak, olabilecek en harika şekle sokmak.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Kısacası dünyaya gönderilişimizdeki amaç hem kendi ruhumuzu ıslah etmek hem de neslimize, dünyamıza olumlu katkıda bulunmak. Biliminsanı, edebiyatçı, sanatçı olursun milyonlara ilham olursun... Öğretmen, yasa koyucu, program sunucusu olursun bilgiyi milyonlara açarsın... Ya da herkes için mümkün olan diğer seçenek, ebeveyn olup bir insan yetiştirsin.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=3&gt;Bence bu yüzden insanların içinde adetlerini-örflerini, deneyimlerini-kazanımlarını devam ettirebilecek bir çocuk yapma arzusu var.                                        &lt;strong&gt;&lt;font face="Lucida Handwriting"&gt;&lt;em&gt;-Özhan Sözer&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=1&gt;*Bir belgeselde fillerin fil kemiklerini diğer hayvanlarınkınden ayırıp hortumları ile okşadığını izlemiştim.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Hayat%c4%b1n+Anlam%c4%b1&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1120.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1120.entry</guid><pubDate>Tue, 01 Jan 2008 07:16:30 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!1120/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1120.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-01-01T07:17:45Z</dcterms:modified></item><item><title>5 milyar insanın 5i de 1 mi?</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1100.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Zamanında katıldığım bir konferansda&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt; arkeolojik kazılar ile de ilgili bir oturum vardı. Konuşmacı bayan Irak işgali sırasında yağmalanan müzeleri anlatıyordu.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Elbette arkeolojinin önemini kavrayabiliyorum. Tarihi kayıtları destekleyen fiziksel kanıt oluyorlar, bizlere atalarımızın yaşam standartları ve kültürleri hakkında ışık tutuyorlar. Yani bize öğrettikleri bilgi değerli ama kendileri..? Yani kim bilir kaç kazıda kaç tane tarihi kaşık, çanak, ok başı vb çıkmıştır.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Elbette acemi bir arkeolok için onları bulmak bir heyecandır, ilk pratik kazancıdır ama yine de etraftaki müzelere hayrına birer tane dağıtmak dışında ne önemleri var?&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Peki bunları neden yazdım şimdi, çünkü oturumda sunumu yapan bayan bana çok tutkulu geldi. Irak müzelerinden kaybolan ender parçalar için ben de ağıt yakarım ama konuşmacının &amp;quot;ah ne yazık&amp;quot;ları çok daha boldu.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Kendisini köpeği öldü diye gazateye ilan veren insanlara benzettim.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;İlginç bir oturum oldu benim için. Arkeoloji hakkında değil ama insan yapısı hakkında. Koskoca bir profosörün böyle tabiri caiz ise histerik davranması... ufkumu açtı.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Demek ki her katmandan insanda benim asla anlayamayacağım davranışlar ile karşılasacağım. Demek ki şartsız ve yargısız sevmeyi bilmek lazım :) Zaten insan mantık yerine duygusal canlı değil midir?&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;                                                                                                                                                                   &lt;em&gt;&lt;strong&gt;-Özhan Sözer&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=1&gt;*Kocaeli Üniversitesi Felsefe Günleri '07&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+5+milyar+insan%c4%b1n+5i+de+1+mi%3f&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1100.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1100.entry</guid><pubDate>Wed, 14 Nov 2007 06:34:16 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!1100/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1100.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-11-14T06:34:16Z</dcterms:modified></item><item><title>Bir Ütopya</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1098.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Arthur C. Clarke'in Rama serisinde bir uzaylı ırktan bahsedilir. Yaşam düzenleri bizimkinden farklıdır. Bu ırk tüm kötülüklerin anası olarak cinselliği bellemiştir. Kıskançlık, haset, gösteriş, yalakalık, öfke, intikam... kişiyi şiddete ve bencilliğe iten tüm bu olumsuz duyguların karşı cinse duyulan arzudan geldiğini savunurlar. Ve bilimadamları cinsel arzu öldürecek bir yol bulmuşlardır da.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt; &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Artık medeniyetlerinde cinsellik yok, doğum-üreme ise sadece devlet düzeninin ihtiyaç duyduğu ölçüde laboratuvarlarda yapılıyor. Evlilik kurumu kalmış ama bir iş ortaklığı, kankalık gibi... Birbirleri ile iyi anlaşan canlılar dişi-erkek farketmez, hayatlarını birleştiriyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Ayrıca bu medeniyette kişinin tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor ve bu yüzden de tüm bireylerin topluma faydalı olmaları bekleniyor. Kişilerin kredileri oluyor, yararlandıkları her hizmet için kredi kaybederken topluma fayda sağladıkları her şey için de kredi topluyorlar. Devlet vatandaşlarına bu amaçta yardımcı oluyor, herkesi düzende ihtiyaç duyulan, yeteneklerine uygun yerlere yerleştiriyor. Üreme de kontrol altında olduğundan işsizlik, işe yaramazlık durumu pek söz konusu değil ama olur da bireyin kredisi eksilere düşerse devlet onun konumunu inceleyerek artıya geçmesini sağlamaya çalışıyor ama verilen tüm şanslara rağmen kredi eksi kalanlar idam ediliyor.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Hatta kültürleri öyle kurulmuş ki, kredisi eksi olanlar kendileri teslim oluyor. İdamdan kaçmaya çalışanlar onursuz, yüz karası, bencil kişiler olarak toplum tarafından aşağılanıyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Ama bu medeniyet baskıcı değil, vatandaşlarına seçme şansı da tanıyor. Cinselliğin serbest bırakıldığı, devletin her şeye burnunu sokmadığı şehirler de kuruyor. Orada yaşayan kişilerin de devlet her türlü ihtiyaçını gideriyor ama iş bulması konusunda yardımcı olmuyor. Ve yaşamsal tüm gereksinimleri devlet karşıladığı için serbest şehirlerde yaşayanlar da sanata yöneliyorlar. Çalıştığı için kredisi yüksek olan vatandaşlar da serbest şehirlere gelerek sanat eserlerinden faydalanabilmek için sanatçılara kredilerini veriyorlar. Sanatçılar da böylece kredinin artı tarafında durarak yaşam hakkı elde etmiş oluyor.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Çocuklar yetişkinliğe ulaştığında... Devlet gençleri alıp her iki yaşam biçimini de tarafsız olarak anlattığı kurslara alıyor ve seçim yapmalarını istiyor.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;Medeniyetlerini sürdürmek için somut gereksinimleri sağlayan memurlar, soyut gereksinimleri sağlayan sanatçılar... Bu iki düzen birbirinden ayrılarak daha hatasız çalışmaları amaçlanmış.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=3&gt;-------&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;font size=3&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;Çok ilginç fikirler değil mi? Bu uzaylılara bir konuda katılıyorum. Yaşam doğuştan gelen bir hak değildir! Kazanmak gerekir. Eğer siz sürekli olarak sizin yaşamanızı sağlayan düzene zarar veriyorsanız, içinde bulunduğunuz topluma zarar veriyorsanız bence yaşamayı hak etmiyorsunuz. Bu bağlamda idam cezasını savunuyorum, yani herkesin &lt;em&gt;&amp;quot;bu adam kötüdür&amp;quot;&lt;/em&gt; diyebildiği insanları öldürmeliyiz hatta sabıka dosyaları dağlar oluşturan insanlar da yeterince &amp;quot;ikinci şans&amp;quot; almışlardır. Ömrünü hırsızlık, gasp, tecavüz, dilencilik, haraç vb suçlarla geçirmiş kişi de yok edilmelidir. Evet belki onu suça iten çocukluğunda topunun inşaata kaçmasıdır ama bu yıllar önce olmuştur ve artık 35 yaşından sonra onu kurtaramayız.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;div align=right&gt;&lt;font size=3&gt;Bu arada uzaylılar cinsellik konusunda da pek haksız sayılmazlar. İlk cinayet de zaten manita olgusu yüzünden değil midir?&lt;br&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;font face="Lucida Handwriting"&gt;-Özhan Sözer&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=right&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=3&gt;:-)   &lt;/font&gt;      &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Bir+%c3%9ctopya&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1098.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1098.entry</guid><pubDate>Tue, 30 Oct 2007 12:34:47 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!1098/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1098.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-10-31T20:34:49Z</dcterms:modified></item><item><title>Cinsiyetlerin Saçları</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1013.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;İnsanoğlunun bilimsel ilerlemede motivasyonu &lt;em&gt;ihtiyaç duyma&lt;/em&gt; olmuş. Bir şey ne kadar basit olsa da ihtiyaç duyuluna kadar icat edilmemiş. Bilimsel ilerlemede kullanılan yöntem ise hep deneme-yanılma olmuş.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Şimdi her şeyin icat edilmek zorunda olduğu o çok eski zamanları düşleyin. Ve kesici aletlerin bitkileri-hayvanları kesmek için yeni icat edildiği ve sadece keskin taşlardan ibaret olduğu zamanları... İşte öyle bir zamanda moda anlayışı yoktur çünkü daha ihtiyaç duyulmamıştır. İnsan neden saçını kessin ki? Üstelik aletlerin ilkelliğinden saç kesimi de o kadar rahat bir iş olmasa gerek. Böylece iki cinsiyet de saçlarını uzattılar ama kısa bir süre için çünkü erkekler ava çıkmaya başlayınca saçlarından rahatsız oldular hele bir de insanlar arası kavgalar başlayınca uzun saç dezavantaj olmaya başladı. Bu yüzden hep &amp;quot;atlayıp zıplayan&amp;quot; erkek cinsiyet saçlarını kesme ihtiyaçı hissetti. Kadınlar ise luzum görmediklerinden kesmediler.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Aradan kim bilir kaç yıl geçti. Erkeklerin kısa, kadınların uzun saçlı olması alışkanlık oldu. Günümüzde bile hala tam yıkılamamış bir alışkanlık.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=2&gt;Aynı şekilde de insanlar çıplak gezemezdi, hayvan postlarından kıyafetler yaptılar. Ama terziliğin de keşfedilmesi gerekiyordu. Bu yüzden inanıyorum ki ilk yapılan kıyafetler tek parça olan dikilmesi basit kıyafetlerdi. Dikiş de ustalassak da başka türlüsüne ihtiyaç duyulmadığı için hep bu tip elbiseler giydiler. Erkekler de kadınlar da eteğe benzeyen tek parça kıyafetler. Ama sonra erkekler savaşmak için ata binmek istediler ve etek problem çıkardı. İşte o zaman pantolon dizaynı icat edildi. Yine hep &amp;quot;atlayan zıplayan&amp;quot; erkek cinsiyeti daha rahat savaşabilsin diye pantolon giymeye başladı. Kadınlar için bir değişikliğe ihtiyaç yoktu, eteklerinden vazgeçmediler.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Aradan kim bilir kaç yıl geçti. Erkeklerin pantalon, kadınların etek giymesi alışkanlık oldu. Ama bügün de kadınlar erkekler kadar hareketli bir yaşam sürdükleri için pantalonu tercih ediyorlar. Bayanların çoğu sadece o eski alışkanlıklara gönderme yaparak hanımefendi görünmeleri gereken yerlerde etek giyiyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=2&gt;Günümüzde cinsiyetlere atanan bir çok davranışın böyle geçmişleri olduğunu düşünüyorum.&lt;br&gt;Tabii bu benim kendi teorim &lt;em&gt;:-)&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;em&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;em&gt;DipNot:&lt;/em&gt; Geçenlerde kadınlık hormonunun saçın &lt;font size=1&gt;erkeklere oranla&lt;/font&gt; daha iyi uzamasına sebep verdiğini öğrendim. Bu biraz benim teorimi zedeliyor. Demek ki nasıl aslanların dişileri çekmek için yeleleri varsa yaratılıştan da kadınlara uzun saç verilmiş olabilir. Erkeklerin uzun saçlı kadınlara merakı alışkanlık olmayabilir. Ya da böyle bir alışkanlık doğacağını bildiği için Allah hormona böyle bir görev yüklemiş olabilir. Neyse, gerçeği bilemeyiz.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;em&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=2&gt;Ayrıca bir müslüman olarak insanlığın Allah tarafından temel bilgiler verilerek dünyada başlatıldığına inanıyorum ama temel kelimesine de dikkat çekiyorum... &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=right&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;font face="Lucida Handwriting" size=2&gt;-Özhan Sözer&lt;/font&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Cinsiyetlerin+Sa%c3%a7lar%c4%b1&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1013.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1013.entry</guid><pubDate>Tue, 11 Sep 2007 05:41:27 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!1013/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!1013.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-09-15T18:22:51Z</dcterms:modified></item><item><title>Sitemi Kimler Geziyor</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!980.entry</link><description>&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;MsnSpace'in sunduğu bir hizmet de istatistik sayfası. Oradan space'inizde toplam kaç sayfa görüntülenmesi olmuş ya da ne zaman, hangi adresten tıklanarak space'inize gelinmiş görebiliyorsunuz.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Bazı çok ilginç veriler de elde ettim bu sayede.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Mesela her gün en az 20 kez &lt;em&gt;Kız Kumu - Marmaris &lt;/em&gt;yazıma birileri google'dan arama yaparak geliyor. Tamam, şu an yazdayız, tatil sezonu ama yine de bana ilginç geldi. Demek ki baya meşhur ve ya merak ediliyor bu Kız Kumu...&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;En çok hit alan diğer yazılarım da &lt;em&gt;Japoncanın İlginç Yanları&lt;/em&gt;, haftada bir kaç kez birileri Japonca ile ilgili bir şey aratıyor google'da ve benim yazımı buluyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Ayrıca &lt;em&gt;Karınca İstilası &lt;/em&gt;yazım da karıncalar ile derdi olan insanların google aramaları sonuçu ile sık sık hit alıyor.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Meşhur &lt;em&gt;Ne Kadınlar Sevdim&lt;/em&gt; şiiri de az hit alanlardan değil...&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Bir kaç kez de tahminen morali bozuk olan arkadaşlar google'a çok çirkinim ve ya ne kadar aptalım yazarak benim &lt;em&gt;Acaba Aptal mıyız &lt;/em&gt;yazıma ulaşmışlar.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Sakın google'a kız ve ya kız arkadaş yazarak benim &lt;em&gt;Kız Arkadaş &lt;/em&gt;adlı fıkra yazıma ulaşan yalnız kalpleri de unutmayalım.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Uzay ile ilgili araştırma yapanlar insanların &lt;em&gt;Süperman'a Farklı bir Bakış &lt;/em&gt;yazıma tıkladıklarını da pek çok gördüm.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;ÖSS sonuçları ve tercihleri zamanında da &lt;em&gt;Çevre Mühendisi Nedir &lt;/em&gt;yazım baya hit aldı. Eğer doğru karar vermelerine yardımcı olduysam ne mutlu bana.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Ah keşke zamanında not etseydim, çok garip aramalar ile space'ime tıklayanlar olmuştu. Hmm, nasıl desem... Aynen bir soru yazan, ya da basit bir kelimeyi bile düzgün giremeyen, komik şeyler aratan. Bir daha rastlarsam not ederim, söz &lt;em&gt;;-)&lt;br&gt;&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Lucida Handwriting, Cursive" size=4&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;-Özhan Sözer&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;font face="Comic Sans MS" size=4&gt;&lt;/font&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font face="Comic Sans MS" size=2&gt;Saat 16 itibari ile bügünkü &lt;em&gt;&lt;font size=1&gt;(19 Temmuz)  &lt;/font&gt;&lt;/em&gt;verileri:&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;span&gt;Toplam sayfa görünümleri:&lt;/span&gt; &lt;span&gt;10926&lt;/span&gt; &lt;span&gt;     &lt;/span&gt; &lt;span&gt;Bugünün sayfa görünümleri:&lt;/span&gt; &lt;span&gt;31&lt;/span&gt; &lt;span&gt;     &lt;/span&gt; &lt;span&gt;Bu haftanın sayfa görünümleri:&lt;/span&gt; &lt;span&gt;230&lt;/span&gt; &lt;span&gt;     &lt;/span&gt; &lt;span&gt;Bir saat içindeki görünümler:&lt;/span&gt; &lt;span&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span&gt;
&lt;div align=left&gt;
&lt;hr&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;em&gt;13 Ağustos - Güncelleme&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;İşte kenara not ettiğim, benim siteme tıklamaları ile sonuçlanan bazı garip aramalar:&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;em&gt;takışan köpekler&lt;br&gt;kazığa oturan adamın resmi&lt;br&gt;çinlilierin kendini öldürme şekli&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=right&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;strong&gt;Hiçbir yorum yapamıyacağım!&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=right&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;Bu arada &amp;quot; &lt;em&gt;m&amp;amp;m nerede bulunur &lt;/em&gt;&amp;quot; Hmm, sanırım şekerlemeden bahsediyor. Google'in benim siteyi göstermesi ise Might and Magic bilgisayar oyunundan bahsetmemdi.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;Ve ayrıca &lt;em&gt;FRP Nedir&lt;/em&gt; yazıma kimsenin tıklamaması beni üzüyordu, sonunda biri tıklamış. Umarım camiaya birini daha kazandırmışımdır &lt;em&gt;;-)&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&amp;quot; &lt;em&gt;parlayan harfler &lt;/em&gt;&amp;quot; Bu aslında gayet normal bir arama, ama hoşuma giden Rus google'indan bir gurbetçimiz aramış.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;Ayrıca &lt;em&gt;Sakarya tren saatlerini &lt;/em&gt;arayanlar da benim tren hatlarındaki komik olaylarımı denk düşmüşler.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;em&gt;supplication parcasının türkçe anlamı&lt;br&gt;schweppes tonıc water nedir&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=right&gt;&lt;font size=3&gt;aramaları ile gelen arkadaşlar ise google'in gazabına uğramışlar çünkü sitemde bu konular hakkında hiç bir şey yok.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=left&gt;&lt;font size=3&gt;Bunu çok merak ediyorum &lt;em&gt;MARMARİS OXYGEN &lt;/em&gt;aratması. Acaba Kız Kumu hakkındaki blog girdim meşhur oldu da, ağızdan ağıza mı geziyor. &lt;em&gt;&amp;quot;Abi, oxygen ve marmaris yaz google'a hemen çıkıyor...&amp;quot;&lt;/em&gt; gibisinden yoksa ben mi havalara giriyorum &lt;em&gt;:-)&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;font face="Comic Sans MS" size=4&gt;-Özhan Sözer&lt;/font&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Sitemi+Kimler+Geziyor&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!980.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!980.entry</guid><pubDate>Thu, 19 Jul 2007 13:02:53 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!980/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!980.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-08-18T16:41:00Z</dcterms:modified></item><item><title>Midweek Blog Walk, Week 6</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!784.entry</link><description>&lt;div align=center&gt;&lt;font size=5&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;&lt;span style="color:rgb(128,0,0)"&gt;Midweek Blog Walk,&lt;/span&gt;&lt;font color="#993300"&gt; Week 6&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-weight:bold"&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;&lt;font size=4&gt;Topic - &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;Childhood Books&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;br&gt;&lt;img alt="&amp;quot;http://ec1.images-amazon.com/images/G/01/ciu/99/65/6109b220dca0f35898d05010.L.jpg&amp;quot; grafik dosyas&amp;amp;imath; hatal&amp;amp;imath; oldu&amp;amp;gbreve;u için gösterilemiyor." src="http://ec1.images-amazon.com/images/G/01/ciu/99/65/6109b220dca0f35898d05010.L.jpg"&gt;&lt;img alt="&amp;quot;http://static.ideefixe.com/images/84/84942_2.jpg&amp;quot; grafik dosyas&amp;amp;imath; hatal&amp;amp;imath; oldu&amp;amp;gbreve;u için gösterilemiyor." src="http://static.ideefixe.com/images/84/84942_2.jpg"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align:center" align=right&gt;&lt;a title="Journey to the Center of the Earth" href="http://www.readprint.com/work-1455/Jules-Verne"&gt;&lt;font color="#0000ff"&gt;Journey to the Center of the Earth&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align:left"&gt;&lt;br&gt;I'm not sure how old i was but I was attending to elementry school. And our teacher encouraged us to pay a visit to school libary. &lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;In there I found the book:&lt;/span&gt;&lt;br&gt;
&lt;div style="text-align:left"&gt;It has no cover picture or any shine things, just plain title... It had published on cheap paper... and had been used rudely. I dont remember why I choose such a lousy looking book, but anyway...&lt;br&gt;&lt;br&gt;The story was written as a diary, with dates and phares etc. And sometimes the main character worries about runing out of ink, or a long gap occured between dates and character tells how he couldnt find time to write.&lt;br&gt;&lt;br&gt;So basicly, I felt like I discoverd a long forgotten diary of an extraordinarily explorer. It was such a fun.&lt;br&gt;&lt;br&gt;But ofcourse, after I finished it, I returned the book to libary. So a few years later I bought a new copy, but that didnt give the same exciment...&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p align=right&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;-Özhan Sözer&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Midweek+Blog+Walk%2c+Week+6&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!784.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!784.entry</guid><pubDate>Wed, 22 Mar 2006 11:13:05 GMT</pubDate><slash:comments>8</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!784/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!784.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-03-22T11:13:05Z</dcterms:modified></item><item><title>Midweek Blog Walk, Week 3</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!761.entry</link><description>&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;font style="color:rgb(153, 51, 0)" size=5&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;&lt;span style="color:rgb(128, 0, 0)"&gt;Midweek Blog Walk,&lt;/span&gt; Week 3&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;br style="font-weight:bold"&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;Topic - &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;Earliest Childhood Memory&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align:left"&gt;&lt;span&gt;&lt;br&gt;It's strange I dont remember 1st day of my school. My earliest memory goes to 1st week of school, when we are having gym class for the 1st time...&lt;br&gt;&lt;br&gt;I remember as... It was a regular school day, but then our teacher made us to go outside. She said we were going to play some games. I said to myself &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;games? If that's so, I can play games at home, and it would be more fun... I dont have to be in school to play games&amp;quot;&lt;/span&gt; so I made up my mind - I shall ditch the school - &lt;br&gt;&lt;br&gt;So I made the perfect plan.&lt;br&gt;&lt;br&gt;I moved slowly and tidy up my backpack rather than running to outside and when my friends called me &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;C'omen Ozhan&amp;quot;&lt;/span&gt;, I acted cool &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;Just in a minute, I lost my pencil&amp;quot;&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;When the coast get cleared, I quickly but carefully run to doors of school building. And peeked outside, there was my teacher is standing in courtyard.&lt;br&gt;&lt;br&gt;I waited for the right time, when she turned her back to door, I run as fast as I can to doors of courtyard. I was out ! Yuppi !&lt;br&gt;&lt;br&gt;But I was still in danger zone, so sticked to walls of courtyard, so noone could see me. I run sliently to far corner of school, then leave the walls to road.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Okey, I was FREE ! &lt;br&gt;&lt;br&gt;My home was close, so I walked back to home. When arrived my mom was standing in balcony chating with our neighbour, she saw me &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;Why you arrived early, dear?&amp;quot;&lt;/span&gt; I answered &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;There was no class&amp;quot;&lt;/span&gt; then my mom said &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;But where is your backpack?&amp;quot;&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yes, I forgot something in my perfect plan... I left my backpack at school ! Darn it :)&lt;br&gt;&lt;br&gt;So, I rushed back to school... But this time, my teacher saw me before I was able to enter the school building. And she called me and asked &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;Where have you been?&amp;quot;&lt;/span&gt; I said&lt;span style="font-style:italic"&gt; &amp;quot;I just got out of classroom, sorry i was late&amp;quot;&lt;/span&gt; and joined with the class...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Actully gym class was fun, she taught us some nice kid games :)&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;font style="font-weight:bold" size=1&gt;Sorry, Im late for today's topic... But I can only find time to write at night...&lt;/font&gt;&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Midweek+Blog+Walk%2c+Week+3&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!761.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!761.entry</guid><pubDate>Wed, 01 Mar 2006 21:51:33 GMT</pubDate><slash:comments>8</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!761/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!761.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-03-08T11:52:33Z</dcterms:modified></item><item><title>Midweek Blog Walk, Week 2</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!685.entry</link><description>&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;font style="color:rgb(153, 51, 0)" size=5&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;&lt;span style="color:rgb(128, 0, 0)"&gt;Midweek Blog Walk,&lt;/span&gt; Week 2&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;br style="font-weight:bold"&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;Topic - &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;I Could Do Better Than That&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;div style="text-align:left"&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;div style="text-align:left"&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=3&gt;Many times while Im watching a movie, I criticize it in my mind. Doesnt we all? &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;font size=2&gt;Director should have shot this also, author should have written that also, if I were in charge I would have add those &lt;span style="font-style:italic"&gt;etc...&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;So I kinda always can find a way to improve it, but of course I cant do a movie. &lt;span style="font-style:italic"&gt;Hey, I tried to write a script but failed :( &lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Anyway, Im not a kind of a guy who says &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;you think this is something, if only they gave me a chance, i would way pass them&amp;quot;.&lt;/span&gt; So if you got talent, if you think you are good, then show yourself. At least try, talking is cheap !&lt;br&gt;&lt;br&gt;I don't swim in dreams, I know my limits and Im happy with them. &lt;span style="font-style:italic"&gt;But hey, I always give my best shot.&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;So final words:&lt;br&gt;I dont compare myself with others. But of course, I keep an eye open for good examples, so maybe I can learn a thing or two, that otherwise wouldnt have come to my mind.&lt;br&gt;And, I take some time to think for &amp;quot;how can &lt;span style="font-style:italic"&gt;(insert something here) &lt;/span&gt;be improved?&amp;quot; It's fun thing to do, a brain gym &lt;span style="font-style:italic"&gt;:)&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;These are the closest things to &amp;quot;&lt;/font&gt;&lt;font size=3&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;I Could Do Better Than That&amp;quot;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=5&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Midweek+Blog+Walk%2c+Week+2&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!685.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!685.entry</guid><pubDate>Wed, 22 Feb 2006 00:15:02 GMT</pubDate><slash:comments>10</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!685/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!685.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-22T21:53:47Z</dcterms:modified></item><item><title>Yardım Etmek Can Yakmaz</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!658.entry</link><description>&lt;p style="text-align:center"&gt;Mor bir kedinin bir zamanlar dediği gibi &lt;span style="font-style:italic"&gt;“ Yardim etmek can yakmaz ”&lt;/span&gt;...
&lt;p align=left&gt;
&lt;p align=left&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;img alt="" hspace=0 src="http://www7.stenaline.no/upload/attachments/799/79997/eek_cat.gif" align=middle border=0&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p style="text-align:left"&gt;Kedi Eek &lt;span style="font-style:italic"&gt;[Eek! the Cat]&lt;/span&gt; 92’den 97’ye kadar çizilen çizgifilmin her bölümü kahramanımız saf ve iyi yürekli kedi Eek’in yardıma muhtaç biri ile tanışması ile başlar, bazen bu gerçekten bir fukara bazen ise üç kağıtçı Geyik Elmo’dur. Kedimiz hiç tereddüt etmeden bu zavallıya yardım etmeyi kendine görev edinir, ve &lt;span style="font-style:italic"&gt;“Yardım etmek can yakmaz”&lt;/span&gt; diyerek macerasına başlar... Tüm bölüm boyunca kovalanır, aşağılanır, ezilir, dövülür, acı içinde kıvranır, çığlıklar atar ve her türlü talihsizliği yaşar ama bölümün sonunda kendisi sargı bezleri içindeyken yardım ettiği kişinin mutluluğu görür ve der ki:&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;br&gt;&lt;/span&gt;
&lt;p style="text-align:center"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;“işte buna değdi”&lt;/span&gt;.
&lt;p align=left&gt;Her seferinde sözlerinin aksi de gerçekleşse, yardım etmek ona pahalıya da mal olsa, o asla yardım için atılmaktan vazgeçmiyor. Aslında o da biliyor, neler ile karşılaşacağını ama onları bir yük olarak görmüyor, çünkü yardım etmeyi bir beklenti içinde yapmıyor, önemli olan yardımın gerçekleşmesi, sorunun çözülmesi... 
&lt;p align=center&gt;&lt;img alt="" hspace=0 src="http://img141.imageshack.us/img141/4715/9795qs.jpg" border=0&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;br&gt;Aslında ilham verice bir kedi, yoksa sadece &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;bir çizgifilm işte...&amp;quot; mi?&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sanırım hala FoxKids mi Jetix mi bir kanalda arada sırada yayınlıyorlar... Ah keşke düzgün bir kanalda, düzgün bir zamanda, düzgün bir şekilde yayınlasalar da rahatça izlesem... O acı çektikçe ben gülsem, o insanlara yardım ettikçe ben mutlu olsam...&lt;br&gt;
&lt;div style="text-align:right"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;-Özhan Sözer&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;http://www.eek-the-cat.com/&lt;br&gt;http://www.imdb.com/title/tt0103408/&lt;br&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Yard%c4%b1m+Etmek+Can+Yakmaz&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!658.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!658.entry</guid><pubDate>Sat, 11 Feb 2006 23:41:44 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!658/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!658.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-12T17:36:47Z</dcterms:modified></item><item><title>3 tür sevgi varmış...</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!614.entry</link><description>&lt;p align=center&gt;&lt;em&gt;&lt;font size=4&gt;&lt;font size=3&gt;Belki e-postanıza
gelmiştir, belki bir forumda okumuşsunuzdur... Ama yine de hatırlamak
için aşağıdaki alıntıyı okuyun çünkü onun üzerine diyeceğim bir kaç laf
var...&lt;/font&gt;&lt;br&gt; &lt;/font&gt;&lt;/em&gt; &lt;p align=center&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;  &lt;p&gt; &lt;hr&gt; &lt;p style="text-align:left"&gt;&lt;em&gt;Quote&lt;/em&gt; from Volkan's space &lt;font size=1&gt;&lt;br&gt; &lt;span style="font-style:italic"&gt;Volkan'nın sitesini ziyaret için başlığına tıklayın&lt;/span&gt;&lt;/font&gt; &lt;blockquote&gt; &lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;a href="http://spaces.msn.com/members/wolkanca/blog/cns!1pvikwtK5we5na6v-VwcVlew!2392.entry"&gt;&lt;font size=3&gt;Dünyada 3 tür sevgi vardır...&lt;/font&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=3&gt;Bu hikayeyi &lt;/font&gt;&lt;a href="http://search.msn.com/results.aspx?q=Masumi Toyotome"&gt;&lt;font size=3&gt;Masumi Toyotome&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;font size=3&gt;
diye bir Japon yazmış. Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir diye
başlıyor hikayesine. Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz
diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor...&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#008000"&gt;&lt;img alt="sevgi_wolkanca" src="http://img29.imageshack.us/img29/7388/sevgiwolkanca020gl.jpg" align=right&gt;Sevgi
üç türlüdür. Birincinin adı &amp;quot;Eğer&amp;quot; türü sevgi. Belli beklentileri
karşılarsak, bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler
veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve
önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi
karşılarsan seni severim. Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur
diyor. Bir şarta bağlı sevgi. Karşılık bekleyen sevgi. Sevenini,
istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi
türüdür bu diyor yazar. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı
sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır. Yazara göre evliliklerin pek çoğu
&amp;quot;Eğer&amp;quot; türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler
birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış
romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar.
Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi
nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile
&amp;quot;Eğer&amp;quot; türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo
Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok
çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı
olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek
için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde
babası öfkeyle &amp;quot;Sınavları kazanamadın, bir de utanmadan Hakone'ye
gittin?&amp;quot; diye bağırıyor. Delikanlı &amp;quot;Ama baba vaktiyle sende bir ara
kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın
diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar
ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu
söylediler, yanılıyorlardı diyor yazar. Delikanlı babasının kendisine
olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu
anlamıştı. İnsanlar &amp;quot;Eğer&amp;quot; türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı
içindeler aslında. Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini
bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek
arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol
oynayabilir diyor Masumi Toyotome. İlginç değil mi?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt; &lt;p&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;strong&gt;İkinci
türe geçiyoruz; &amp;quot;Çünkü&amp;quot; türü sevgi. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif
ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da
bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu
bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok
güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar
zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven
veriyorsun ki. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar
romantik yerlere götürüyorsun ki. Yazar, &amp;quot;Çünkü&amp;quot; türü sevginin &amp;quot;Eğer&amp;quot;
türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi bir beklenti
koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa
zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir
egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları
gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için
rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün &amp;quot;Eğer&amp;quot; türünden
temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de,
yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek
isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek
niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman,
sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece
yaşama sonsu&lt;/strong&gt; &lt;span&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;strong&gt;z sevgi
kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni
doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler.
Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler.
Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür
sevgide güven duygusu bulunabilir mi diye soruyor Toyotome. &amp;quot;Çünkü&amp;quot;
türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz diyor. Bu tür sevginin
güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi acaba
bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm insanların iki
yani vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin
bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk
ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde
değişirsem ve insanlar beni sevmezse endişesidir. Japonya'da bir
temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın, yüzü patlayan kazanla
parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu
terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye
ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu
sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir
günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay
sonra kahrından ölmüş... Japon yazar; toplumlardaki sevgilerin çoğu
&amp;quot;Çünkü&amp;quot; türünde olup bu tür sevgiler, kalıcılığı konusunda insanı hep
kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman, gerçek sevginin, güvenilebilecek
sevginin özellikleri nedir? Ve işte sevgilerin en &lt;/strong&gt; &lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt; &lt;p&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;strong&gt;gerçeği.&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt; &lt;p&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#000080"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ff00ff"&gt;Üçüncü
tür sevgi benim &amp;quot;Rağmen&amp;quot; diye adlandırdığım türdür diyor yazar Bir
koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için?
&amp;quot;Eğer&amp;quot; türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine
dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için &amp;quot;Çünkü&amp;quot;
türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey beklediği
için değil, bir şeyler eksik olmasına rağmen sevilir. Esmeralda,
Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına rağmen
sever. Asil,yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene
olmasına rağmen aşıktır. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil
insani olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu, sevgiyle
karşılanması şartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin bir
konum elde ederek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına,
cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o
haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor
ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar yüreklerin en çok
susadığı sevgi budur diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür
sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı
yada senden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin
olacaksınız? Hakli olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet
ediyor. &amp;quot;Şu soruma cevap verin,&amp;quot; diyor. Kalbinizin derinliklerinde,
dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini &lt;img alt="seniseviyorum_wolkanca" src="http://img31.imageshack.us/img31/8005/sevgivolkan020qx.jpg" align=left&gt;düşünseydiniz,
yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi
yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yaşamamın ne yararı var diye sormaz
mıydınız? Devam ediyor Toyotome; şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi
sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya
birden bire başınızın üstüne çökmez miydi. O an yaşam size anlamsız
gelmez miydi? Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz.
Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan
umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız? diye soruyor ve
yanıtlıyor; Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar, ya
da kendilerini iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. Toyotome,
hem de nasıl iddialı savunuyor, &amp;quot;Rağmen&amp;quot; türü sevgiyi. Bugün yaşamınızı
sürdürebilmenizin nedeni &amp;quot;Rağmen&amp;quot; türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da
bir gün bu sevgiyi bulacağınıza olan inancınızdır. Son sözlerinde biraz
umutsuz, Toyotome. Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu
sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede
başkasına verecek fazlası yok? diye açıklıyor. Anlatıyor; Yakınımızda
olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da ayni şeyi
başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var. Yazara
göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık
gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir
sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne
kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin
gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ff00ff"&gt;Hepsi o.&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt; &lt;p&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#000080"&gt;&lt;font color="#ff0000"&gt;&lt;strong&gt;Ve
asıl çarpıcı cümle en sonda; DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK, RAĞMEN TÜRÜ
SEVGİNİN YETERİNCE OLMAYIŞIDIR. Ben seni herşeye rağmen seviyorum
diyeceğim, ama senin rağmenlik hiç kusurun yok.&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;br&gt;

  &lt;hr style="width:100%;height:2px"&gt;
  &lt;div style="text-align:center"&gt;Ne kadar güzel demiş yazan, değil mi? DEĞİL !&lt;br&gt;
  &lt;/div&gt;
  &lt;br&gt;
  &lt;div style="text-align:left"&gt;Bu yazı örneklerde taraf tutarak, okuyucunun düşüncelerini yönlendiriyor... Öyle yazıyor ki yanlış fikirler ilk bakışta &lt;span style="font-style:italic"&gt;“ne kadar da doğru”&lt;/span&gt; dedirtiyor...&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
Üç tür sevgiden bahsetmiş değil mi? Eğer... çünkü... rağmen... şeklinde. Ve en güzelinin &lt;span style="font-style:italic"&gt;“rağmen”&lt;/span&gt; olduğunu, &lt;span style="font-style:italic"&gt;“eğerin”&lt;/span&gt; bencilce olduğunu, &lt;span style="font-style:italic"&gt;“çünkü”&lt;/span&gt;nün yaygın olduğunu savunmuş. Bunu desteklemek için de &lt;span style="font-style:italic"&gt;“eğer”&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style:italic"&gt;“çünkü”&lt;/span&gt;ye yüzeysel düşüncelerin örneklerini vermiş. Halbuki madalyonun diğer yüzüne hiç değinmemiş.&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
Ben diyorum ki &lt;span style="font-style:italic"&gt;“rağmen”&lt;/span&gt;li sevgi en zayıf olanıdır. Neden mi? Düşünün &lt;span style="font-style:italic"&gt;“Seni buna rağmen seviyorum, seni şuna rağmen seviyorum”&lt;/span&gt; Ne güzel... Eee peki niye seviyorsun diye sorsak? Japonun dediği gibi &lt;span style="font-style:italic"&gt;“çünkü”&lt;/span&gt;lü bir cevap kötü ise, ve yüce &lt;span style="font-style:italic"&gt;“rağmen”&lt;/span&gt;li seven adam &lt;span style="font-style:italic"&gt;“seviyorum işte” &lt;/span&gt;gibi zayıf bir cevap veriyorsa, o sevmek değil hayat onları birbirlerine sürüklediği için beraber takılmaktır...&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
Peki yazıdaki gibi &lt;span style="font-style:italic"&gt;“çünkü”&lt;/span&gt;lere yüzeysel değil de daha değerli cevaplar versek...&lt;span style="font-style:italic"&gt; “Seviyorum çünkü senin altın gibi bir kalbin var”&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic"&gt;“seviyorum çünkü alçakgönüllüsün”&lt;/span&gt;... Böyle bir sevgi daha kuvvetlidir, çünkü sevmesinin sebebini hayat değil kişinin kendi yaratmıştır.&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
Ve &lt;span style="font-style:italic"&gt;“Eğer”&lt;/span&gt; bir sevgi türü değil, sevmenin başlangıcıdır... Karşındakini tanırken insan&lt;span style="font-style:italic"&gt; “eğer”&lt;/span&gt;li cümleler kurar kalbinde.&lt;span style="font-style:italic"&gt; “Eğer bana saygı duyarsan seni severim”&lt;/span&gt; gibi... Bu sevgiyi bir şarta bağlamak değildir, karşındakinin sevmeye değer olup olmadığını anlamaktır. Zaman ile bu cümle &lt;span style="font-style:italic"&gt;“Seviyorum çünkü bana saygılısın”&lt;/span&gt;a dönüşür.&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
  &lt;span style="font-style:italic"&gt;“Rağmen”&lt;/span&gt;ler sevgiyi sınayanlardır. Sevginin temeli değil...Japonunki gibi sadece &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;rağmen&amp;quot;&lt;/span&gt;li sevgi diye bir şey yoktur.&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
Sevgiyi böyle parçalamak sınıflandırmak ne kadar garip...&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
Bir insan sizin zihninizde ki &lt;span style="font-style:italic"&gt;“eğer”&lt;/span&gt;leri &lt;span style="font-style:italic"&gt;“çünkü”&lt;/span&gt;ye çevirebiliyorsa ve o insan hakkındaki &lt;span style="font-style:italic"&gt;“rağmen”&lt;/span&gt;leriniz sizin &lt;span style="font-style:italic"&gt;“çünkü”&lt;/span&gt;lerinizin karşısında yeniliyorsa o zaman onu seversiniz. Yani Japonun yazısını temel alırsak sevgiyi böyle tanımlarım :)&lt;br&gt;
  &lt;/div&gt;
  &lt;div style="text-align:right"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;span style="font-weight:bold"&gt;-Özhan Sözer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br&gt;
  &lt;/div&gt;
 
  &lt;p align=center&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt; 
 
  &lt;p&gt; 
  &lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;&lt;font color="#000080"&gt;&lt;font color="#ff0000"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt; &lt;p&gt; &lt;hr&gt; &lt;p&gt; &lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+3+t%c3%bcr+sevgi+varm%c4%b1%c5%9f...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!614.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!614.entry</guid><pubDate>Tue, 24 Jan 2006 16:08:12 GMT</pubDate><slash:comments>5</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!614/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!614.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-24T16:58:30Z</dcterms:modified></item><item><title>Acaba Aptal mıyız?</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!552.entry</link><description>&lt;div style="text-align:left"&gt;İnsanlar kimi zaman kendilerini yetersiz
hissederler ve hayatlarında kusurlar bulurlar... “Ben çirkinim”, “ben
fakirim”, “ben güçsüzüm”, “ben şansızım”, “ben kısayım”, “ben
şişmanım”, “ben zayıfım” gibi gibi cümleler kurarlar ve kendi
özelliklerini sorgularlar. Ama hiç sanmıyorum biri “ben aptalım” desin,
kendi aklından şüphe etsin. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Şu kesin ki dünyada herkes eşit akıllı değil, kimileri gerçekten
aptalken kimileri de gerçekten akıllı. Ama diğer tüm insani
özelliklerimizde bizden daha iyileri kendimiz bulurken, akıl söz konusu
olunca hiç birimiz aptal olabilme ihtimalini düşünmüyoruz bile.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bence bunun nedeni, insan dünyayı aklı ile algılar, değil mi? Zekası
ile insanların ;mesela; şanslarını tanımlar ve karşılaştırır. Ardından
kendisini belki şansız bulur. Ve aynı şekilde aklı da akıl ile
tanımlarız. Ama eğer aklımız diğer akılı anlamaya yetmiyorsa nasıl
doğru bir tanımlama ve karşılaştırma yapabiliriz ki? &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Her insan için en iyi bulduğu akıl kendi aklıdır çünkü o kişi için dünyayı algılama üst sınırı kendi aklıdır.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Yani diğer insani özellikleri ;mesela; güzelliği kavrayabilmek için
güzel olmaya gerek yok, ama akıllı olmadan aklı kavrayamazsın bu yüzden
kimse kendisinin ne kadar akıllı/aptal olduğunu doğru bilemez.&lt;br&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;span style="font-style:italic;font-weight:bold"&gt;-Özhan Sözer&lt;/span&gt;&lt;br&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;br&gt;
&lt;span style="text-decoration:underline"&gt;Derler ki:&lt;/span&gt; Tüm dünyadaki beyinler satılığa çıksa herkes gene gider kendi aklını alır.&lt;br&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Acaba+Aptal+m%c4%b1y%c4%b1z%3f&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!552.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!552.entry</guid><pubDate>Sun, 22 Jan 2006 10:29:24 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!552/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!552.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-22T10:29:24Z</dcterms:modified></item><item><title>Değişmişim Meğer...</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!510.entry</link><description>Okul yıllarında servis ile gidip gelirdim: Bazen yağmur yağarken, pencereden seyre dalır ve &lt;span style="font-style:italic"&gt;“servis
yolculuğu saatlerce sürse de yağmurun hızla giden araçın camına
vuruşunu ve yanımdan akıp giden manzaraları uzun uzun seyredebilsem”&lt;/span&gt; diye düşünürdüm...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Yaz yaklaşırken kimi zaman servisten erken bir durakta inerdim... Sıcak
havada yüzüme çarpan serin meltem rüzgarını hissedebilmek için...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Yağmur tatlı tatlı yağdığında sokağa çıkabilmek için annemle tartışırdım...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Dışarıda fırtına koptuğunda cam kenarına oturur, yıldırımları
seyrederdim. Bazen çift camın ardından bile yüksek sesle duyulan gök
gürlemesini duyunca &lt;span style="font-style:italic"&gt;“şimdi harika bi şimsek gelecek”&lt;/span&gt; diye heyecanlanırdım...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Berrak akşamlarda gökyüzünde dolunay arardım...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Kışın buğulanmış camlara parmağımla yazılar yazardım...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Uzun zamandır böyle şeyler hissetmiyorum, öyle şeyler yapmıyorum... Bana neler oluyor, neye dönüşüyorum!?&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Şimdi sabırsızlıkla kar yağışını bekliyorum... Bakalım hoşuma gidecek mi? Yoksa huysuz insanlar gibi &lt;span style="font-style:italic"&gt;“bu ne soğuk mu”&lt;/span&gt; diyeceğim...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;div style="text-align:right"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;-Özhan Sözer&lt;/span&gt;&lt;br&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+De%c4%9fi%c5%9fmi%c5%9fim+Me%c4%9fer...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!510.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!510.entry</guid><pubDate>Fri, 20 Jan 2006 13:52:31 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!510/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!510.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-20T17:31:14Z</dcterms:modified></item><item><title>Doğmayı Biz Seçtik...</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!508.entry</link><description>&lt;div style="text-align:center"&gt;Şöyle bir muhabbet vardır, bilirsiniz:&lt;br&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;Doğmayı ben mi istedim?&amp;quot;&lt;/span&gt; ve benzeri cümleler...&lt;br&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br&gt;
Belki de hakiketen doğmayı biz istedik. Yani neden olmasın? Dünyaya
gelmeyi biz istedik ve burada öyle yaratıldık... Doğmadan önceki hiç
bir şeyi hatırlamıyoruz ki, ne karar verdiğimizi bilelim.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bu konudan bahsettim çünkü bir adamın ilginç bir teorisini
anlatacağım... Adamı, ve hangi programda izlediğimi unuttum sadece
fikirler önemli...&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;span style="font-weight:bold"&gt;Diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br&gt;
Madem bu dünyaya sınanmak için gönderildik, madem fani hayatımız bir
sınav. Belki de doğmadan önce nerede, nasıl doğacağımı biz seçtik. &lt;span style="font-style:italic"&gt;]aynı ÖSS sınavına girerken alan seçmek gibi...[&lt;/span&gt;
Yani Amerika'da doğmayı seçersen, rahat bir ülke olduğundan kat sayın
az olacak ve yaptığın iyi işler, Irak'ta doğmayı seçen bir kişiye göre
daha az sevap getirecek. İlk bakışta ben Türkiye'de doğarken, diğerinin
fakir Afrika'da doğması haksızlık gibi dursa da, belki de ordaki adam
doğmadan önce dünya zevklerini reddedip, zorluklara dayanabileceğini
düşünüp ahiret hayatında avantajlı olmak için Afrika'yı seçti.&lt;br&gt;
&lt;hr style="width:100%;height:2px"&gt;
&lt;div style="text-align:center"&gt;Çok ilginç fikirler değil mi? Tabii hiç birimiz Allah'ın erdemine akıl sır erdiremeyiz ve gerçeği bilemeyiz.&lt;br&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Do%c4%9fmay%c4%b1+Biz+Se%c3%a7tik...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!508.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!508.entry</guid><pubDate>Fri, 20 Jan 2006 12:32:04 GMT</pubDate><slash:comments>3</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!508/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!508.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-20T12:32:04Z</dcterms:modified></item><item><title>Unexpected Hanging Paradox</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!504.entry</link><description>&lt;p&gt;A judge makes two statements to a condemned prisoner:

&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;You will be hanged at noon one day next week, Monday through Friday.&lt;li&gt;The execution will be a surprise to you: you won't know the day of
the hanging until the executioner knocks on your cell door at noon that
day.
&lt;/ul&gt;

&lt;p&gt;The prisoner reflects on these statements, and then smiles. &amp;quot;If the
hanging were on Friday,&amp;quot; he thinks, &amp;quot;then it wouldn't be a surprise;
for I would know by Thursday night that I was going to be hanged on
Friday, since no hanging had yet occurred and only one day was left. So
the hanging can't be on Friday.&amp;quot;

&lt;p&gt;&amp;quot;But,&amp;quot; he continues, &amp;quot;then the hanging can't be on Thursday either.
If it were, then it wouldn't be a surprise either. For I would know on
Wednesday night that I was going to be hanged on Thursday, since no
hanging had yet occurred and only two days were left, one of which
(Friday) I already know cannot be execution day. So a Thursday hanging
is impossible too.&amp;quot;

&lt;p&gt;Similar reasoning shows that the hanging can't be on Wednesday,
Tuesday, or even Monday! He returns to his cell confident in his
safety: &amp;quot;I have been sentenced not just to a hanging, but to a &lt;i&gt;surprising&lt;/i&gt; hanging and one that must occur next week; but no hanging meeting both conditions can be carried out.&amp;quot;

&lt;p&gt;The next week, the executioner knocks on his door at noon on
Wednesday - an utter surprise. Everything the judge said has come true.
Where is the flaw in the prisoner's reasoning?&lt;br&gt;

&lt;hr style="width:100%;height:2px"&gt;&lt;span&gt;Yargıç suçluya der ki
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;* Haftaya pazartesinden cumaya kadar olan bir zamanda öğlen vakti asılacaksın.
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;* İnfaz senin için süpriz olacak : gardiyanlar öğlen vakti seni dar
ağacına götürmek için gelene kadar infaz gününü bilemeyeceksin.
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;Mahkum bir gülümseme ile cevap verir. &amp;quot;Eğer...&amp;quot; der &amp;quot;...idam cuma
günü gerçeklesirse...&amp;quot; düşünür &amp;quot;...süpriz olmaz; perşembe akşamından
cuma gününde asılacağımı bilirim çünkü o zamana kadar asılmamış ve son
gün de cuma olacaktır.&amp;quot;
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;&amp;quot;Ama..&amp;quot; diye devam eder &amp;quot;... infaz perşembe de olamaz. Olsaydı,
süpriz olmazdı; çarşamba akşamından perşembe günü asılacağımı bilirdim.
Çünkü o zamana kadar asılmamış ve geriye 2 gün kalmış ki birinde (cuma)
asılmayacagımı zaten biliyordum. Böylece perşembe de infaz imkansız.&amp;quot;
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;Aynı mantıkile idam çarşamba, perşembe hatta pazartesi de
gerçekleşemez ! Ve mahkum güvenle hücresine döner: &amp;quot;Sadece idama değil,
bu hafta içinde süpriz bir idama çarptırıldım ama her iki şartı
karşılayacak bir idam gerçekleşemez.&amp;quot;
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;Ama o hafta içinde, gardiyanlar çarşamba günü mahkumu alır ve idam
ederler. Yargıç yalan söylememiş, emirleri tam uygulanmıstır. Peki öyle
ise mahkum nerde yanlış yapmıştır?&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Unexpected+Hanging+Paradox&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!504.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!504.entry</guid><pubDate>Thu, 19 Jan 2006 19:38:20 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!504/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!504.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-19T19:38:20Z</dcterms:modified></item><item><title>Gökyüzü Neden Mavidir?</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!500.entry</link><description>&lt;p&gt;  
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Quote from &lt;/em&gt;Yigit'in Yeri &amp;quot; ygt &amp;quot;
&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://spaces.msn.com/members/ygt/blog/cns!1p1maFy_9IByOCgS5-BHXAbA!841.entry"&gt;Gökyüzü Neden Mavidir?&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;div&gt;  Google reklamları arasında &amp;quot;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ff6600"&gt;Gökyüzü neden mavidir?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&amp;quot; soruyla sık sık karşılaşmışsınızdır. Aslında bu soru şu şekilde sorulmuş olmalıydı: &amp;quot;&lt;font color="#ff6600"&gt;Gökyüzü neden mavi görünür?&lt;/font&gt;&amp;quot; . Gökyüzü aslında mavi değildir; güneş ışınlarının atmosferdeki  gaz molekülleri ve çeşitli parçacıklara (toz vs...) çarpması sonucu, bu ışınlar kırılır. Işınlar çeşitli dalga boyundaki, farklı ışınlardan oluşur. Mavi ise bu ışınlar arasında dalga boyu en kısa olanıdır. Gökyüzündeki küçük parçacıklara çarpan mavi ışınlar hemen kırılır. Diğer renkteki ışınların kırılması için, bu ışınların daha büyük taneciklere çarpması gerekir. Hava yağmurlu veya çok bulutlu olduğunda gökyüzünün gri görünmesinin nedeni, neredeyse tüm renklerin aynı oranda saçılmasıdır. Gün batımı ve doğumunda gökyüzünün aldığı renk yine bahsi geçen bu kırılma olayının sonucunda ortaya çıkar.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;img src="http://www.answers.com/main/content/wp/en/thumb/5/57/300px-Cloud.jpg"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+G%c3%b6ky%c3%bcz%c3%bc+Neden+Mavidir%3f&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!500.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!500.entry</guid><pubDate>Thu, 19 Jan 2006 19:12:34 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!500/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!500.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-19T19:12:34Z</dcterms:modified></item><item><title>Korsan Kullanım Üzerine</title><link>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!434.entry</link><description>&lt;b&gt;&lt;font face="Times New Roman" size=2&gt;
&lt;p align=center&gt;&lt;font size=3&gt;Korsan Kullanım Üzerine&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;font face="Times New Roman" size=2&gt;
&lt;p align=left&gt;Kitapların, müziklerin, programların, oyunların vb. yasa dışı olarak çoğaltılıp satılması ya da internetden bedava bulunabilmesi ürünlerin hak sahiplerine haksızlık ve korsan ürün kullanmak da hırsızlık olarak nitelendiriliyor.&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Ama&lt;font face="Times New Roman"&gt; konu siyah beyaz olmadığı için insanlar rahatlıkla bu “hırsızlığı” yapabiliyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Benim fikrim ise “Eğer orjinaline gücün yetmiyorsa, kopyasını almak hırsızlık değildir çünkü kopyası olmasaydı orjinalini zaten alamıyacaktın, bu yüzden senin kopya alman &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=2&gt;kimseye zarar vermiyor.”&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Ama burada ince çizgi vicdan... Kimilerinden duyuyorum, &lt;i&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;“Zengin de olsam 5 yTL’liği varken gidip bir PC oyununa 60 yTL vermem.”&lt;/font&gt;&lt;/i&gt; diye. Bence bu yanlış bir zihniyettir.&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Korsan ile coğaltılan ürünler hep kültür ürünleri. Türkiye’nin ekonomik durumu da malum... Eğer korsanlık olmasaydı, bu ürünlerin tüketimi büyük ölçüde azalacaktı, ve kitap okuma alışkanlığı ve ya oyun kültürü ve ya müzik zevki oluşamayacaktı. Bu yüzden ilerde vatandaş refaha kavuştuğunda bile bu ürünleri tüketmeye &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=2&gt;y&lt;font face="Times New Roman"&gt;anaşmayacaktı. Düşünün, bu vaziyette bile ülke yeterince okumuyor diye dert yanıyoruz... Bir de korsan olmasaydı, bizler Avrupa ülkelerine göre çok daha cahil ve geri olacaktık, ve sadece okuma konusunda değil.&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Korsanlık 3. Dünya ülkelerinin sömürülerek kaybettiklerini gelişmiş ülkelerden geri almalarıdır. Şu bir gerçek ki zengin çoğu ülke zamanında diğer ülkeleri fakirleştirdikleri için&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=2&gt; bugün güçlüler.&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Bu ürünler varlıklı müşterilerin desteği ile ayakta kalıyor. Ve korsan ile daha az şanslı bir insan ulaştığın&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size=2&gt;da bir nevi üst tabaka al&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;&lt;font size=2&gt;t tabakaya zekat vermiş oluyor.&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Ama belirtiğim gibi eğer refah seviyesinde yeterli seviyede iken hala korsan kullanıyorsanız, malının zekatını vermeyen müslüman konumuna düşersiniz.&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Benzetmelerim belki kulağınıza garip geliyor ama neden olmasın?&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman"&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;Ülkecek korsan kullanalım ama bunu alışkanlık haline getirmeyelim ve fırsatımız olunca orjinali destekleyelim.&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p align=left&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman" size=2&gt;
&lt;p align=left&gt;Korsanlık bir geçiş dönemi olmalı, eğer hep korsan kullanırsak gelişmemize yardım eden bu olgu sonunda işimizi bitirir.&lt;/font&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;b&gt;
&lt;p align=right&gt;-Özhan Sözer&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-7702375186669746326&amp;page=RSS%3a+Korsan+Kullan%c4%b1m+%c3%9czerine&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=0ksijen.spaces.live.com&amp;amp;GT1=0ksijen"&gt;</description><comments>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!434.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!434.entry</guid><pubDate>Fri, 13 Jan 2006 15:56:14 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://0ksijen.spaces.live.com/blog/cns!951BAA939FC4476A!434/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://0ksijen.spaces.live.com/Blog/cns!951BAA939FC4476A!434.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-13T15:56:14Z</dcterms:modified></item></channel></rss>